19 MAYIS: BİR MİLLETİN İLK CÜMLESİ
Konuşma terapisti olarak mesleğim bana her gün aynı gerçeği hatırlatıyor. Ses; kimliktir, cesarettir, var olmaktır. Konuşabilmek…Kendini ifade edebilmek…“Ben de buradayım” diyebilmek…
Belki de bu yüzden Gençliğe Hitabe bugün hâlâ bu kadar güçlü. Çünkü Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gençliğe yalnızca bir ülke değil, aynı zamanda bir ses, bir kimlik emanet etmiştir. Susturulamayan, korkmayan, vazgeçmeyen bir kimlik…
İnsan önce sesini kaybeder, sonra umudunu. Bir millet için de bu böyledir. 1919’un karanlığında Anadolu’nun sesi kısılmıştı. İnsanlar yorgundu. Korkuyordu. Susuyordu. Sonra bir adam çıktı Samsun’a.
Ve o gün, kıyıya yanaşan sadece bir vapur değildi.
Bir milletin yeniden konuşma cesaretiydi. 19 Mayıs; “Artık susmayacağız” diyen bir halkın ilk cümlesidir.
Hitabede geçen o satırlar bugün hâlâ yolumuza ışık tutuyor:
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
Bugün de gençliğin görevi; düşünmeyi bırakmamak, doğruyu savunmak, sesini kaybetmemektir.
Bugün çocukların konuşabildiği, gençlerin özgürce fikirlerini ifade edebildiği, insanların korkmadan kendini anlatabildiği bir toplum inşa etmek; belki de Cumhuriyet’e sahip çıkmanın en önemli yollarından biridir.
19 Mayıs bize şunu hatırlatıyor:
Bir milletin kaderi bazen tek bir adımla değişir.
Ama geleceği değiştiren şey, o adımın ardından yükselen sestir.
19 Mayıs’ın bize bıraktığı en büyük miras:
Korkmadan konuşabilmek…
İnandığını savunabilmek…
Ve umudu yüksek sesle dile getirebilmek…
Çünkü bazen bir ülke, tek bir cümleyle yeniden ayağa kalkar. “Ya istiklal ya ölüm.” Ve bazı sesler, aradan asırlar geçse bile hâlâ yankılanır.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919’da açtığı yolu ve gösterdiği hedefi bugün bir düstur olarak görmeye ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.
Saygılarımla.